Şenol İpek’le yaşadığı tost mesajı skandalıyla bir dönem gündemin ilk sırasına oturan, sonrasında Akmerkez’de kişiye özel defileye çıktığı haberleri ile dikkatleri çeken Çağla Şikel, iki yıl süren suskunluğunu Kelebek için bozdu. Şimdilerde Emre Altuğ ilişkisiyle konuşulan ünlü manken, geçmişte yaşananları da kendisini tuval başına geçiren Emre Altuğ aşkını da bu röportajda anlattı.
Sema Denker/Hürriyet
O uçarı kız Çağla gitmiş, yerine daha sakin, daha ağırbaşlı bir Çağla gelmiş gibi...
10 yıldır bu işi yapıyorum, şu an 27 yaşındayım. Büyüdüm ve tabii ki olgunlaştım. Gençliğin verdiği enerjiyle herkesin kudurduğu ya da kudurmak istediği bir dönemi oluyor. Ben de bu kudurmaları daha doğrusu, fıkır fıkırlığı herkes gibi yaşadım. Enerjimi bazen yanlış kullandım, bazen doğru. Bir saatten sonra kendinizi tutamıyorsunuz ve hayatı deliler gibi yaşamaya başlıyorsunuz. Ben de yaşadım ve bundan dolayı da asla kendimi suçlamıyorum. Çünkü bütün bu delilikleri, kudurmaları en doğru şekilde, her genç kız gibi yaşadığıma inanıyorum. Yaşadığım hiçbir şeyden pişman değilim. O öyle bir dönemdi, şimdi farklı bir dönemin içindeyim.
Olgunluk dönemi...
Evet. Aslında buna kendimi daha çok tanıdığım, öğrendiğim, gördüğüm, görebildiğim bir dönem de diyebiliriz. Dingin hayatı sevmeye başladım. Tabii ki yine eğlenmeyi, gezmeyi seviyorum ama eskisi gibi değil. Şimdi gezmek yerine, bir şeyler üreteyim diyen birisi oldum. Kendime ne kadar çok şey katarsam, ne kadar çok çalışırsam, varolduğumu daha çok hissetmeye başladım. Bütün bunları hissetmemde, rol aldığım "Cennet Mahallesi" dizisinin büyük etkisi de var. Çünkü yoğun tempoda çalışmaktan mutlu olduğumu gördüm. Bunu mankenlikte hissedemiyordum. Orada çok başka şeyler vardı.
Mesela?
Kafana takılacak, canını sıkacak çok şey vardı. Bunun nedeni boş vaktin çok olması. Sürekli birileriyle kendini kıyaslıyorsun, o birileri de kendini seninle. Ama bu dizide öyle bir şey yok. Oyuncuların hepsi duayen, kendini bilen insanlar. Herkes işini iyi yapmanın derdinde. Böyle oyuncuların yanında olmak, kendimi bulmamı sağladı. Mankenlik bu işe göre çok daha kolay bir meslek. Fakat onun da kendine göre zorlukları var. Mesela çok sağlam bir psikolojiye sahip olmanız gerek. Ben buna sahip olduğumu düşünüyorum. O yüzden de mankenliğe devam edeceğim. Nazara rağmen...
SAF BİR TARAFIM VAR
Nasıl yani?
"Cennet Mahallesi" ndeki Melek Abla (Baykal) bana doğum günümde üzerinde fil bulunan bir kolye hediye etmişti. Fil, nazardan korur, şans, bereket, bolluk getirir. Geçen gün bayağı kalabalık bir defileye gittim. Kolyemdeki fil ortadan çatladı! Çok korktum, dua etmeye başladım. Göz diye bir şey var bu hayatta yani... Fakat dizi çekimindeyken hiçbir kem gözün üzerimde olmadığını, bu nazarların yaşanmadığını fark ettim. Hiçbir çekişme yok, kimse beni rakip olarak görmüyor.
Çok da şanslısınız. Bu teklif gelmeyebilir, siz kendinizi toparlayamayabilirdiniz?
Çok doğru. Çünkü çok ağır şeyler yaşadım, ama Allah’a şükür toparlandım ve hálá çok iyi bir yerdeyim. Adı sansasyonla anılan bir sürü insan, bir süre sonra kabuğuna çekilip yok olmaya başlıyor. Ben işimde başarılı olduğum için hálá varım, yok olmadım!
Bu ülkede her şey çok çabuk unutuluyor.
Evet. Tamam yeri geldiğinde geçmiş hatırlanıyor, o ayrı. Fakat hakikaten büyük hatalar yapanlar da ortalarda hálá. Ya sevgililerinin gücüyle ya da paralarıyla her şeyi unutturup, prensesler gibi ortalarda dolaşmayı başarabilenler o kadar çok ki. Benimkileri asla hata olarak değerlendirmiyorum. Ben, işimde başarılı olduğum için devam edebildim.
Gamze Özçelik’in başına gelenler mesela...
Evet, Allah korusun. Ben kendi yaşadığım kötü olaylardan bahsediyorum. Gamze’nin hayatında yaşadığı en kötü olay odur, benim yaşadığım en kötü olay ise Akmerkez olayı. Defileye çıktım, işimi yaptım, evime döndüm. Ama bu işin başında olan kişinin inkarıyla, olay haline geldi. "Çağla Akmerkez’de kişiye özel defile yaptı" denecek kadar büyütüldü.
Kendinizi korumak adına önlemler alıyor musunuz?
Çok daha temkinli davranıyorum. Dostum yok, arkadaşlarım var. Benim en yakın dostum, ailem. Çok güvendiğim insanlardan kazık yedim. Çok çabuk güveniyorum, her şeyimi hemen anlatıyorum, paylaşıyorum. Saf bir tarafım var, içimde hiçbir kötülük yok çünkü. Bu yüzden de hep iftiraya uğradım, yapmadığım şeylerden dolayı suçlandım. Ama yine kalbimi, gönlümü açmaya devam ediyorum.
Aslında, şunu söylemek istedim; artık fotoğraf çektirirken ya da mesaj gönderirken daha dikkatli misiniz? Siz de bir dönem mesaj mağduru olmuştunuz çünkü...
Tost olayında yanlış bir yere mesaj atmadım. Ben atmak istediğim kişiye mesaj attım, o da çok dostane çekilmiş bir mesajdı. Bu mesaj tamamen başka bir yere çekilip, bütün magazincilere gösterildi. En çirkini de buydu zaten. Sonra Gamze’nin (Özçelik) yaşadıkları. O yüzden de bu mesaj ve kameralara çok ama çok dikkat etmek gerek. Artık asla telefonumun kamerasını falan kullanmıyorum, fotoğraf bile çekmiyorum.
ARTIK YARALANMAK İSTEMİYORUM
- Emre Altuğ ile ilişkiniz bitti mi?
Özel hayatım hakkında artık konuşmuyorum. Çünkü emin olun kimse ilgilenmiyor, kimse de neler olduğunu bilmek istemiyor. Bugüne kadar yaşamadığım o kadar çok ilişkiyle adım anıldı ki. Çok yaralandım, artık yaralanmamak için ne konuşuyorum, ne de dışarılara çıkıyorum. Her şeyi kendi dünyamda yaşıyorum.
Siz de Emre Altuğ gibi, "O yar benim kime ne" diyorsunuz yani...
Evet. Fakat bunun devamı var, şöyle; "Ben yitirdim, ben ararım, yar benimdir kime ne, gah giderim öz bağıma gül dererim kime ne..." Çok güzel bir şiir. Bunu da ben ona yollamış olayım.
Yeniden bir arada olursunuz gibi geliyor...
Kendisiyle konuşuyoruz, aramızda küslük, kırgınlık yok. Ama bir ilişkiyi sürdürmek için bir arada olması gereken birçok şeyden bir tanesi kırıldı mı, bitti mi, olmuyor. Dolayısıyla bundan sonra ne olacağını ben de bilmiyorum.
Emre Altuğ için bir resim yaptığınızı duydum, doğru mu?
Evet, doğru. Ben okul döneminde resim eğitimi almıştım. Sergilerimiz de oluyordu. Sonrasında resmi hiç bırakmadım. Evde tuallerim vardır. Birisine verebileceğim en güzel hediye, tualdir. Çünkü, bir insanın duygularını en güzel, en samimi, en içten şekilde yansıtabileceği tek yer tualdir. Gönlümden çıkan böyle bir resmi yapıp, Emre’ye hediye ettim.
Neler aktardınız peki o tuale?
Onun ismini defalarca yazdım... Fakat resme bakan asla göremezdi. Yani ismi bilmeyen, tahmin edemeyen asla fark edemezdi tual içindeki Emre’leri... Ve Emre resme ilk bakışta gördü. Hayatımın en güzel, en değerli hediyesini ona verdim işte. Resmi yapmaya karar verdiğimde Emre Amerika’daydı ve 2.5 ay ayrı kalmıştık. Üzüntüm, sıkıntım, özlem, her şey tuale yansımış. Bu duygu yoğunluğunu bana anlat dese, sanırım resme aktardığım güzellikte anlatamazdım.
Bugüne kadar başka hiç kimse için resim yapmadınız yani, öyle mi?
Evet. Demek ki hiç içimden gelmemiş. İçimden gelerek, isteyerek yaptım ben Emre’ye bu resmi.
Evlenmek istiyorum
Her zaman evlilik isteyen bir genç kız oldum. Çünkü benim mutlu bir ailem var. Annem gibi anne olmak istedim hep. Çocukları çok seviyorum çünkü. Bu özlemi son zamanlarda daha çok hissetmeye başladım, hissettikçe de duygusallaşmaya başladım. Bir bebeğim olmasını çok istiyorum. O an geldiği zaman, yani evlenirsem hemen çocuk doğuracağım. Evleneceğim erkeğin de temiz kalpli, sevgi dolu, güvenilir olmasını istiyorum. Asla boyu boyuma olacak diye bir şartım da yok tabii. Benim boyumda kim olacak ki zaten. Bir erkeğin benden uzun olması o kadar zor değil. Önemli olan ben topuklu ayakkabı giydikten sonra da benden uzun olması. Böyle bir durum olmayacağına göre, sevgilim benden uzun olsun derdim yok.
MÜZİKALE HAZIRLANIYORUZ
Çok güzel bir internet sitesi hazırlıyorum. Çok yakında basın toplantısı ile sitemi tanıtacağım. Hayranlarım bu sitede her şeyi bulacak. Özelimi, hobilerimi, resimlerimi, yaptığım kolyeleri, her şeyi görecek, öğrenecek. Bununla birlikte sunuculuk için diksiyon eğitimi almaya başladım. Çünkü şu sıralar sunuculuğum Allah’a emanet. Yetenekli olduğumu düşünüyor, ne istersem yapabildiğimi biliyorum. Yeter ki kafama koyayım. Allah bana böyle bir kabiliyet vermiş. Şu sıralar sunuculuğu çok istiyorum, kendime güvenim geldiği zaman bu işi de yapacağıma inanıyorum. Ama bu haber spikerliği yapacağım anlamına gelmiyor tabii... Bir de "Cennet Mahallesi"nin müzikal olması söz konusu. Bu konudaki hazırlıklar devam ediyor.
|