Alman İdealizmi

Eylül 24, 2007

Alman İdealizmi

Kendisini bir yandan “deneysel gerçekçi” öte yandan da “transendental idealist” diye adlandıran Karıt, son çözümlemede duyuların ve deneyin verdiÄŸi bilginin yanıltıcı olduÄŸunu; gerçeÄŸin usun tasarımlarında yattığını; duyuların getirdiÄŸi verilerin ancak usun önsel (a priori) verileriyle biçimlendikten sonra bilgi haline gelebileceÄŸini düşünmektedir. Kant ‘ tan sonra Alman İdealizmi üç koldan ilerler: Fichte ‘nin öznel idealizmi; Schelling ‘in nesnel idealizmi; Hegel’in saltık idealizmi. XIX. yüzyılın önde gelen idealistleri Fichte, Schelling ve Hegel, Kant ‘tan oldukça etkilendiyseler de bir yandan da onun felsefesini bütünüyle dönüştürmeye çaliÅŸmışlardır. Fichte , dış dünyayı ve zihin durumlarım bir kenara bırakır; doÄŸrudan doÄŸruya, hem zihindışı nesneleri hem zihinsel durumları kavrayan saltık, aÅŸkınsal “ben” üstüne odaklanır. Bireysel, tek tek gözlemlenebilir benler bu aÅŸkınsal ben’in sayısız öznelere bölünmesidir. Ona göre “Ben”, bir ÅŸey ya da cisim deÄŸil salt etkinlik, “kendini ortaya koyma” (ya da kendinin farkına varma, kendi üstüne düşünme) etkinliÄŸidir. Ben, kendi kendinin farkına/bilincine varması sayesinde vardır: “Ben, Ben’im (varım).” Ben’in bu kendini ortaya koyması “sav”dır. Bu ortaya koymanın belli koÅŸulları, dolayısıyla belli içermeleri vardır. Ben’in kendini ortaya koyuÅŸunu kabul eder, fakat koÅŸulları ve içermeleri reddedersek bir çeliÅŸkiye düşeriz. Ben bu çeliÅŸkileri ortadan kaldırarak ilerler. Ben kendinin bilincine vararak çalışır ve böyle yaparak kendini sınırlar, bunu kendinden baÅŸka bir ÅŸeyi, kendi olmayan’ı, Ben- olmayan’ı (”karşısav’ ortaya koyarak yapabilir: “Ben, Ben-olmayan deÄŸilim.” Bu aÅŸamada Ben, yeni bir çeliÅŸkiye düşer: “Kendini hem evetler hem yadsır.” Bu çeliÅŸki de bir bireÅŸim ile çözülür: Ben, bedenin tinin bir görünüşü olduÄŸunu düşündüğü kesin olsa da algılanmayan nesnelerin deÄŸergesi hakkındaki düşünceleri pek açık deÄŸildir.

Hegel ‘in felsefesi, bütün kavramların en soyutu ve en boÅŸu “varlık”tan baÅŸlayarak düşüncenin a priori süreciyle tinsel yaÅŸamın en yüksek mantıksal kategorilerine dek ulaÅŸabileceÄŸimizi göstermeye çalıştığı diyalektiÄŸe dayanır. Bu uslamlama kipinin en ayırt edici özelliÄŸi üçlemeler halinde baÅŸlayıp aynı biçimde de sürüp gitmesidir. İlk önce uygun bir kavram alınır, tutarsızlığı onun karşıtıyla deÄŸiÅŸtirilmesine yol açsa da ikincisi de temelde benzer eksiklikler gösterir ve tek saÄŸlam yolu bu ikisinin iyi noktalarım bir üçüncü kavramda bireÅŸtirmektir. ÇeÅŸitli sorunları çözse ve bizi doÄŸruya yaklaÅŸtırsa da bu bireÅŸim de tutarsızlıklar gösterdiÄŸinden yeni bir sav ve karşısav doÄŸar ve ikisinin arasındaki çatışkı yeni bir bireÅŸim tara8ndan çözülür. Bizler temel “saltık idea” kategorisine ulaÅŸana ve bütün gerçekliÄŸin tinin ifadesi olduÄŸunu ispatlayana dek sav, karşısav ve bireÅŸim üçlemesi süreci yoluna devam eder.

Hegel bu düşünce sürecini ya da düşünme yordamını hem mantıkta hem de etik ve siyasetin daha somut konularında baÅŸarıyla Inıllanır. Diyalektik yalnızca bir uslamlama olarak deÄŸil, düşüncenin ve uygarlığın geliÅŸiminin bir açıklaması olarak da kavranır. Hegel ‘de “saltık” tarih ve toplumsal kurumlar yoluyla kendini açığa vurur. Böylece bireysel hak ve deÄŸerler, toplumun ve devletin deÄŸerleri yanında ikincil kalır. Hegel’e göre “idea”, us, tin ve diÄŸer tüm varolanların temelinde bulunan ilkedir; varlik, bu idea’nın kendini açması, belli bir ereÄŸe doÄŸru geliÅŸmesidir.
Fichte, Schelling ve Hegel farklı biçimlerle de olsa dünyanın ancak ve ancak uygun yeri zihin olan kavramların somut gerçekleÅŸimi olduÄŸu kavranarak anlaşılabileceÄŸini savunurlar. Bu onları Kant’a baÄŸlasa da, oalar ilgili kategorilerin niçin oldukları gibi olduklarını ve görünüşte farkli zihinler için ortak bir deneyim bütünlüğünün niçin söz konusu olduÄŸunu açıklayarak-sonuçta dünya evrensel zihin ya da usun inÅŸasıdır- Kant’ı aÅŸmaya çalışırlar.

eXTReMe Tracker

otel emlak inþaat tekstil