Gerçeklik

Gerçeklik
Alm: Wirtlichkkeit
Fr : Realite
İng: Realty
Lat: Realitas
Es: Şeniyet
1.Gerçek olan , var olan şeylerin tümü.
Bu anlamda gerçekliğin şu türleri vardır:
a.Bilinçten, tasarımdan bağımsız olan varlık.
b.Belli bir zaman bağlantısı içinde yaşanmış olan, yaşantı ve deneylerde somut olarak karşılaşılan şeyler.
2. Planağın karşıtı.
3. Bilimsel araştırmalarda her türlü öznel öğenin karşısında nesnel olarak geçerliği olan şey.

Gerçek

Gerçek
Os: Vaki- Şe’ni- Hakiki
Fr: Reel
Al: Real
İng: Real
İt: Reale ( O.H.)
1- Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan.
2- Bilinçten bağımsız olarak var olan. ( B.A.)
Gerçek deyimini özellikle hakikat ve hakiki deyimlerden titizlikle ayırmalıdır. Gerçek, somut ve nesnel olarak bulunandır. Hakikatse gerçeğin bilinçteki yansısıdır.

Gizem

Gizem
Os: Sır, Raz.
Fr: Mystere
Al: Mysterium
İng: Myster
İt: Misterio.
Açıklanamayıp gizlenen Yunanca susmasını bilmek anlamındaki muein sözcüğünden türemiştir. (O.H.)
1- Duyuları aşan, usumuzun doğal durumunda, varoluşu ve özü bize kapalı, saklı kalan şey.
2- Doğa üstü inanç doğruları.

Gidimli

Gidimli
[ İng. discursive; Fr. Diskusif, Alm. Diskursiv, Lat. discursivus]
Sezgisel ve a priori (önsel) düşünme yollarının karşıtı olarak, başka bir deyişle doğrudan ya da aracı kullanmaksızın düşünce kuran değil de önermelerden başka önermelere yönelerek, mantıksal yolla çıkarımlar yaparak ilkelerden sonuca ulaşan; tek tek parçalardan bütünlüğü olan bir düşünce oluşturan düşünme yolunu nitelemek için kullanılan terim. Sezgisel […]

gizemcilik

gizemcilik
(İng. mysticism; Fr. mysticisme; Alm. mystizismus es. t. sırrıyûn]
Hakikate ulaşma yolunda tüm algısal-duyusal-bilişsel süreçleri yoksayıp dışlayan, gidimli düşünmenin yerine sezgisel düşünmeyi koyan, kutsal ya da öncesiz sonrasız gerçekliğin us ya da duyular yoluyla değil de tinsel derin düşünceye dalma yoluyla doğrudan kavranabileceğini savunan öğretilerin tümü; Tanrı’yla birleşerek —O’nunla bütünleşerek O’nda eriyerek— gerçeğe ve bilgeliğe ulaşmayı […]

gönderme (gönderim)

gönderme (gönderim)
[ İng. referance, Fr. référance, Alm. Referenz]
Bir göstergeyi dış dünyada bulanan bir nesne ya da varlığa bağlama eşdeyişle “bir göstergeyi bir göndergeye bağlama.” “Hidayet uzun boyludur” tümcesi birçok insan için doğru olabilir. Ancak bu tümceyi dile getirirken aklımızdan geçen kişi Hidayet Türkoğlu ise burada ‘Hidayet’ adının bir göndermesi var demektir. Bu durumda, ‘Hidayet’ adının […]

gönül

gönül
Tasavvuf düşüncesinde anlam dünyasını kuşatan “gönül”, Tanrı’ya ulaşmak isteyen mutasavvıfın varacağı yerdir. Bu bakımdan İslam felsefesinde ehl-i gönül terimi tasavvuf ehli için kullanılmıştır. Mutasavvıfların yapması gereken görünür dünya ile bağlarını koparıp Tanrı’nın gerçek mekanı olan gönüllerine dönmektir.

Görelilik

Görelilik
[ İng. relativism, Fr. Relativisme, Alm. Relativismus, es.t. izâfiyye ]
Felsefede, en eski anlamlarından birini Protagoras’ın “Her şeyin ölçüsü insandır” sav sözünde bulan, en genel anlamda, bütün bilgi ve değerlerin göreli olduğunu ileri süren öğreti. Birçok farklı görecilik türü bulunsa da bunların tümü de konu edindikleri şeylerin (örneğin ahlaki değerler, bilgi, anlam, hakikat, güzellik vb.) tikel […]

Göreli

Göreli
İng. Relative
Fr. Relatif
Alm. relative, bezüglich
Yun. Prosti
Lat. Relativus
es. t. İzâfi
En genel anlamda bir şeye, bir kimseye göre olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, dönemden döneme, yerden yere değişebilen. Yerleşik felsefe dilindeyse, saltığın karşın olarak, varlığı bir başka şeyin varlığına bağlı bulunan>; koşullu, sınırlı, olumsal, değişken olanı; iki ya da daha çok şeyle […]

Reklam

eXTReMe Tracker

otel emlak inaat tekstil