İkicilik
İkicilik
[Alm. Dualismus]
[Fr. dualisme]
(İng. dualism]
[Lat. dualisten]
[es. t. sünaiye]:
Birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız, birbirine geri götürülemeyen, birbirinin yanında ya da karşısında bulunan ik ülkenin varlığını kabul eden görüş. //
Şu türleri vardır:
1-(Dinsel görüşte) İki Tanrının (biri iyi, biri kötü) var olduğunu öne süren anlayış (Mani dini).
2- (Tanrıbilimde) İnanç ve bilgi, yaratan ve yaratılan karşıtlığını savunan görüş.
3- (Fizikötesinde) Varlık […]
İçkin(lik)
[İng. immanent/immanence- Fr. immanent/immanence, Alm. immanent/immanenz, es.t. mündemiç]
Aşkın’ın, ötesinde ya da dışında olmanın karşıtı; bir şeyin içerisinde olma, bir şeye “içkin” olma, o şeyin kendisi dışındaki bir ilkeye bağlı olmama. Felsefede içkinlik ile aşkınlık üzerine yürütülen tartışmaların kökleri Platon ile Aristoteles’e dek uzanır. Formları nesneler dünyasının üzerinde “doğa üstü” bir dünyaya yerleştiren Platon’a karşı, biçim […]
İnsan
İnsan
[Alm. Mensch]
[Fr. homme]
[İng. man]
[Lat. homo]
[Yun. anthropos]:
(Genel olarak) Usu olan canlı varlık.
Bir yandan canlı varlıklar, hayvanlar alanının bir üyesi, türü; öte yandan onu aşan bir varlık; dik yürüyen, ellerini kullanan, beyni özel bir biçimde gelişmiş olan, özelleşmiş organları olmayan, çevresini değiştirebilen, dünyaya ve evrene açık olan, konuşan ve yaratıcı düşünme yeteneği olan, deney dünyasını aşabilen, […]
İnanç
İnanç
Os: İtikat
Fr: Croyance
Al: Clauben
İng: Belief
İt: Credenza
Bir sanı ya da bir konuya dayanarak benimseme. (O.H.)
Bir şeyin ispat dışı hakikat olarak kabülü. (M.Rosenthal P.Yudin)
Bir şeyi güvenle doğru sayma tutumu. (B.A.)
Bu anlamada yeterince gerekçesi bulunmayan kesin olmayan bir şeyi doğru sayma, us yoluyla genel geçer bir doğrulama yapmadan başkasının tanıklığı üzerine kurulmuş kanıtları bir kuşku duymaksızın […]
İçgüdü
İçgüdü
Os: Sevki tabii, Garize
Fr, İng: Instınct
Al: Instınkt
İt: Istınto
Hayvanı gerekliliğe iten dürtü. Hayvana özgü bulunan içgüdü, insana özgü bulunan içtepiyle karıştırılmamalıdır. İçgüdünün ayırıcı niteliği bir hayvan türünün bütün bireylerinde ortak oluşudur.
İçgüdüler ruhsal değil, fizyolojik, eğitimsel değil, kendiliğindendir.
İdea
İdea
[Alm. Idee] [Fr. idee] [İng. idea] [Yun. idea idein = görmek] [es.t. fikir, misal ]:
1- (Platon’da) Değişmez öz, şeylerin ilkörneği. Uzay ve amanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan,; duyularla değil, yalnızca tinsel olarak-ı anımsama yoluyle kavranabilen, duyülarla ,alnızca görüngüleri (gölgeleri) algılanabilen asıl gerçeklik. 2- (Aristoteles’te) Görüngülerin değişkenliği içinde bir ve aynı olarak kavranan; […]
İdeleştirme
İdeleştirme
[Alm. Ideation-Ideeierung ]
[Fr. ideation ]
[İng. ideation ]
[es. t. tefkir]:
İdeaların, tasarımların, kavramların oluşumu. Görüngübilimde: Öz görüsü, özü görüleme. İdea olarak bir şeyin salt özünün dolaysız kavranması, görülenmesi; buna “ideleştiren soyutlama” da denir.
İçrek
İçrek
İçrek
[İng. esoterik, Fr. ésotérique, Alm. Esoterisch, es.t.bâtıni
“Dışrak” karşıtı olarak kökeni ilkçağ Yunan felsefe okullarına, özellikle de Aristoteles’in Lykeion’una dek uzanan; dışarıya kapalı, yalnızca belli bir insan topluluğuna, belli bir okulun ya da grubun üyelerine açık olan bilgi ya da öğrenen nitelemek için kullanılan terim. Bu anlamda “içrekçilik” (esoterizm) ise bilginin her önüne gelene sunulamayacağını, […]
İdola
İdola
[Alm. Idol)
[Fr. idole]
[İng. idol]
[Lat. idola]
[Yun. eidolon]
[es. t. sanem]:
Put, imge, kuruntu. (Felsefede)
F. Bacon’ın “Yeni Organumu”nda kullandığı kavram. İnsanın doğasında yerleşik olan ya da sonradan kazanılmış olan ve gerçek bilgiyi engelleyen önyargılar. (Ör. idola fori =çarşı idolleri, kamusal ve toplumsal yaşamın belirlediği önyargılardır; bunların kaynağı da dildir. Geçmiş çağların dilde kalıplaşan görüşleri bizim için birer […]
İmge
İmge
[Alm. Bild, Vorstellung ]
[Fr., İng. image ]
[es. t. hayal ]:
Bir nesneyi doğrudan doğruya yeniden tanıtmaya yarayacak bir biçimde göz önüne seren şey, duyu organları ile algılanmış olan bir şeyin somut ya da düşüncel kopyası.


