Ortak Duyu
Ortak Duyu
[Alm. Gemeinsinn ]
[Fr. sens commun ]
[İng. common sense ]
[Lat. sensus communis ]
[Yun. koine aisihesis ]
[es. t. hiss-i müşterek ] :
1- (Aristoteles ve skolastik felsefede) Çeşitli duyu organlarının verilerini birleştiren; başka bir deyişle, aynı nesneden duyuların her biri ile alınan türlü duyumları düzenleştirerek o nesneyi tek ve aynı nesne olarak algılanır kılan yeti.
2- a. […]
Organon
Organon
Organon (Yun.): Alet, araç. Aristoteles’in mantıkla ilgili yapıtlarının bütününe verilen ad. Aristoteles’in kendisinin mantık için kullandığı terim “analitik”tir. Aristoteles’te mantık doÄŸru düşünmenin yöntemi ve sanatı, bilimlerin yöntemidir. Organon denmesinin nedeni de bu anlamla ilgili: DoÄŸru düşünmenin aleti; bilimsel bilgiye götüren araç.
OluÅŸ
OluÅŸ
[Alm. 1- Werden, 2- Genesis]
[Fr. 1- devenir, 2-genese]
[İng. 1- becoming, 2- genesis ]
[Lat. fieri - in fiere = oluÅŸ halinde ]
[Yun. genesis ]
[es. t. 1- sayruret, 2- tekevvün ]:
I. Değişme süreci. Bu anlamda:
1- Bir durumdan öteki duruma geçiş.
2- Olanaktan gerçekliğe geçiş.
3- Sürekli değişim olayı.
4- DeÄŸiÅŸmez, zamandışı olan öze karşılık içinde, gerçekliÄŸin deÄŸiÅŸen, deÄŸiÅŸim içinde […]
Olgu
Olgu
[Alm. Faktum ]
[Fr. fait ]
[İng. fact ]
[Lat. factum = yapılmış olan ]
[es.t. vakıa ]:
Düşünülmüş olanın karşıtı, olmuş olan, gerçek olan, gerçekleşmiş olan.
Olgu
[İng.fact, Fr.fait, Alm.fakt, tatsache, Lat.factum, es.t. vakıa ]
Düşünülmüş olana karşıt olarak yapılmış olan, olmuÅŸ olan; duyularımızla ulaÅŸtığımız verilerin ya da düşüncelerimizin dayandığı verili gerçeklik, gerçek olan bir olay ya da gerçekleÅŸmiÅŸ olan olaylar […]
Olasılık
Olasılık
[Alm. Wahrscheinlichkeit]
[Fr. probabilite]
[İng. probability]
[Lat. probabilitas]
[es. t. ihtimaliyet]:
I. (Felsefede) Doğruluğa yaklaşım derecesi. Bu anlamda:
1- Ortaya çıkması zorunlu olmayan bir olayın ortaya çıkma olanağının en yüksek derecesi.
2- O zamana değin yapılan deneylerle bir olayın ortaya çıkmasının beklenilmesi, ama yine de salt bir kesinliği bulunmaması durumu.
3- Bir şeyin doğru sayılması için yeterince nedenlerin bulunmaması durumu.
II. (Matematikte)GüvenilirliÄŸin sayı […]
Olasıcılık
Olasıcılık
[Alm. Probabilismus]
[Fr. probabilisme]
[İng. probabilism]
[Lat. probabilis = olası, denenebilir]
[es. t. ihtimaliye]:
Bilginin ancak olasılık değeri olduğunu, salt doğrunun bilinemeyeceğini, bilginin yalnızca olasılığa erişebileceğini ileri süren kuramsal-kuşkucu öğreti.
Olanak
Olanak
[Alm. Möglichkeit ]
[Fr. possibilite ]
[İng. possibility ]
[Lat. possibilitas, potentia ]
[es. t. imkân ]:
Olabilirlik; bir ÅŸeyin olabilir oluÅŸu.
1- (Nesnel olarak) Belli koşullarda gerçek olabilecek olan.
2- (Öznel olarak) Belli varsayımlar koyarak gerçekleşebileceği düşünülen şey.
Olgu/değer ayrımı
Åžeylerin gerçekte nasıl oldukları (olgular) ile nasıl olmaları gerektiÄŸi (deÄŸerler) arasında, ilk kez İngiliz deneyciliÄŸinin en önemli filozoflarından Hume tarafından yapılan, ahlaksal zorunluluk bildiren savların salt olgu önermelerinin doÄŸruluklarından hiç bir biçimde geçerli olarak çıkarsanamayacakları düşüncesi üstüne kurulu, usa da yalı her türden ahlak felsefesi giriÅŸimini olanaksızlaÅŸtıran felsefe ayrım. Olgu önermelerinin (olgusal ifadelerin) deÄŸer yargısı […]
Olgusallık
Düzanlamı bir olgu olmanın ayırdedici niteliği ya da koşulu olan terim, varoluşçu felsefede, özellikle de Heidegger ile Sartre’da, insan yaşamının olumsal koşullarının, varoluşun insanın özgür seçimine olumsal yönünü dile getirmek için kullanılır.
Olgusallık Heidegger ile Sartre’ın insan varoluşunun kendisini içinde bulduğu koşullar ya da karşı karşıya bırakıldığı olgular tarafından belirlenip tanımlanan boyutuna verdikleri addır.
Olgusallık, bir yandan […]
Olumsallık
Olumsal(lık)
[İng. continget, contingancy, Fr. contingent, contincense, Alm. Contingent, kontingenz, Yun. endekhomenos, Lat. contingens, contingentia]
En genel anlamda, zorunluluk ile olanaklı olmayanın karşın olarak, olması da olmaması da olanaklı olan ÅŸeyin durumu. BaÅŸka türlü söylendikte, gerek varlığa gelmede gerekse eyleme geçmede zorunlu olmama, deÄŸiÅŸimin ve özgür istencin etkilerine açık olma durumu; deÄŸiÅŸime ve rastlantıya tabi olan, rastlantıların […]


