Adolf Hitler
Yirminci yüzyılın baÅŸlarında Viyana sanatın, müziÄŸin, eÄŸlencenin ve neÅŸenin ÅŸehriydi. Kimileri mimari güzelliÄŸinin Paris’e rakip olduÄŸunu iddia ediyordu. Johann Strauss -genç olan- birkaç yıl önce ölmüştü. Onun bestelemiÅŸ olduÄŸu Mavi Tuna, ÅŸehrin sokaklarında tüm heybetiyle dolaşıyordu. Nehir kenarlarında birbirinden o kadar farklı insan yaşıyordu ki, nehre kimi zaman “Irkların Anayolu” deniliyordu.
Ayrıca Viyana bir imparatorluk ÅŸehriydi. […]
Joseph Stalin
Ağladı. Nefret dolu gözyaşları döktü. Soğuk, acı, rahatsız edici bir nefret duygusu. Hırslandıran, kibir dolu bir nefret. Topluma ve otoriteye duyulan nefret, özellikle babasının ve kilisenin otoritesine. Özellikle de kendi otoritesini göstermekten daha ciddi bir nedeni olmadan onu hapse tıkan görevliye karşı.
Nefret, evet ama umutsuzluk ve keder, hayır. Eninde sonunda birkaç gün içinde çıkacaktı. Ama […]
Ike Eisenhower
Genç çiftçi her zamanki gibi gün ağarırken uyanmıştı. Hayatının çiftlikle alakası olmayan ilk gerçek işine doğru tozlu yolda yorgun argın ilerliyordu.
O gün hava sıcak ve boÄŸucuydu, tipik bir temmuz günüydü. Aşırı nemle birlikte sıcaklık ÅŸimdiden 25 dereceyi bulmuÅŸ, 35 dereceye çıkması bekleniyordu. Uzun saatler çalışmak zorunda kalacağı fabrika çok daha sıcak olacaktı. Ama terfi terfidir, […]
Charles De Gaulle
Barikatlara adam yerleÅŸtirin!” Bir kez daha bu çığlık Paris’te ve Fransa’nın baÅŸka yerlerinde duyuldu. Ama tarih 1789 deÄŸildi, 1848 de, hatta 1870 de deÄŸildi. Yıl 1934′tü ve yer yine Paris’ti.
Dünya, Endüstri Devrimi’nden beri yaÅŸadığı en zor ve sıkıntılı dönemi yaşıyordu. Milyonlarca kiÅŸi iÅŸsizdi. Sanayi devleri neredeyse fabrikalarını kapatmak üzereydiler. Büyük Savaşı izleyen kutlamalar ve eÄŸlencelerle […]
Winston L. S. Churchill
Bahçe sessiz ve huzurluydu. Etrafta duyulan tek ses ara sıra öten serçe ve ardıç kuşlarıydı. Bir de yakındaki çeşmeden gelen su sesi. Mevsim bahardı ve çiçekler renklerinin tüm canlılığıyla her tarafa yayılmışlardı. İyi bir bahçıvanın eli değmişçesine bahçedeki bütün çiçekler bakımlı, çalılar kırpılmış ve çimenler tazeydi.
YaÅŸlı adam bahçenin kenarındaki banka oturdu. Etrafındaki tüm güzellikleri düşündü. […]
Henry Ford
Genç çiftçi şanslıydı. Çiftlikten şehrin merkezine yürüyerek gidebiliyordu. Yarım günden biraz daha az sürüyordu. Teyzesinin evinden yeni işine gitmek daha da az zamanını alıyordu.
Çalıştığı ÅŸehir öyle çok büyük deÄŸildi. Nüfusu 120 bine yakındı. Ancak küçük bir ÅŸehir için iÅŸ fırsatı çoktu ve gittikçe de artmaktaydı. Åžehirde demir dökümhaneleri, araba ve vagon yapıp tamir eden yerler, […]
Lyndon B. Johnson
Her taraf toz toprak içindeydi. Toz yola sanki kar fırtınasının ilk halleri gibi dağılmıştı. Biraz kum biraz da topraktan oluşan toz rüzgarlarla havalanmıştı. Bugün rüzgar yoktu. Sadece eski arabanın egzozundan çıkan duman vardı. Sürücü yolun nereye gittiğini kestirmeye çalışıyordu. Araba ne kadar yavaş hareket ediyor olsa da kaçışan bir sığır sürüsü kadar toz kaldırıyordu.
Genç sürücü […]
Franklin Delano Roosevelt
New York, New York. Bu ÅŸehre birçok isim verilmiÅŸtir. Hudson Nehri üzerindeki BaÄŸdat, Sodom ve Gomore ve Büyük Elma gibi. Amerika’nın en büyük ÅŸehri ve en önemli limanı. Sayısız göçmenin akın ettiÄŸi ÅŸehir. ÇeÅŸitli milletlerden insanın kaynaÅŸtığı yer. Finans, moda ve tiyatronun en son geliÅŸmelerinin yaÅŸandığı merkez. Kahramanlar ve zenginler yaratan ÅŸehir. Rüyaların gerçeÄŸe dönüştüğü […]
James McNeill Whistler
Bir Amerikalı’ya “West Point deyince yaşına baÄŸlı olarak birçok renkli yanıt alacağınıza emin olabilirsiniz. Hudson Vadisi’nin yükseklerinde yer alan sarp kayalıkların muhteÅŸem manzarasını hatırlayacaktır kimileri. Bazıları uzun gri hat imajını düşünecektir. Bir kısmı ise Lee, Grant, Eisenhower, MacArthur ve Patton’ı hatırlayacaktır.
Yaşı daha büyükçe olan kimileri ise Doc Blanchard ve Glenn Davis’i hatırlayacaklardır. Birkaç kiÅŸi de […]
Georges Clemenceau
Canı sıkılmıştı. Babası tarafından tıp okuması için aşıklar şehrine gönderilen genç öğrencinin keyfi kaçmıştı.
GeniÅŸ bulvarlarda etrafını saran neÅŸe ve eÄŸlenceyi fark etmeden avare avare dolaşıyordu. Paris’teydi ve mevsim bahardı.
Kestane ağaçlarının yaprakları yeşillenmiş, tazeliklerini sergiliyorlardı. Meyve ağaçları da çeşitlilikleri ile etraflarına renk katıyorlardı. Ağaçlara okşarcasına davranan yardımsever güneş, ortalıkta koşuşturan kalabalığın ruhlarını da uyarıyordu.
Kimi zaman, sessiz […]


